Profiel van MEHMETyakışıklı ve sevimliFoto'sWeblogLijstenMeer Extra Help

yakışıklı ve sevimli

Aangepaste HTML

Er is nog geen inhoud toegevoegd.

MEHMET

Beroep
Plaats
Interesses
güvenilir bir insan
Een ogenblik geduld...
De reactie die je hebt ingevoerd is te lang. Maak hem iets korter.
Je hebt niets ingevoerd. Probeer het opnieuw.
We kunnen je reactie nu niet toevoegen. Probeer het later opnieuw.
Je hebt toestemming van je ouders nodig om een reactie toe te voegen Toestemming vragen
Je kunt geen reacties geven omdat je ouders dit hebben uitgeschakeld.
We kunnen je reactie nu niet verwijderen. Probeer het later opnieuw.
Je hebt het maximale aantal reacties overschreden dat je elke dag kunt versturen. Probeer het over 24 uur nog eens.
De mogelijkheid om reacties te geven is uitgeschakeld voor je account omdat onze systemen aangeven dat je spam naar andere gebruikers verzendt. Als je van mening bent dat je account ten onrechte is uitgeschakeld, kun je contact opnemen met de klantondersteuning van Windows Live.
Voer de beveiligingscontrole hieronder uit om een reactie achter te laten.
De tekens die je typt moeten overeenkomen met die in de afbeelding of het audiofragment.
     
                              Bahar Yolcusu
                                                            Nurgül ÖZCAN
 


Ölüm bazen haber vererek gelir; yavaş yavaş.
Bazen de beklenmedik bir anda yıldırım gibi düşer...
Gündelik telâşımızın arasında alırız bir yakınımızın ölüm haberini. Dünyaya ait bir sürü plân ve programımız varken bir anda alt üst olur o günkü hesaplarımız. Tam dünyaya dalmış, ‘son’lu olduğumuz gerçeğini unutmuşken, aldığımız ölüm haberiyle âdeta bir şok yaşarız.
Granit heykeller gibi kendimizi yalancı saltanatların imparatoru ilân ettiğimiz bir zamanda; ‘ölüm’le nice tahtların yıkıldığını, nice sarayların talan olduğunu hatırlarız. Dağ gibi bir hakikatin karşısında un-ufak olur benliğimiz. Yenilginin en ağırını yaşadığımız bu demde ne söyleyecek sözümüz kalır, ne de konuşacak dermanımız.
Bu derin gerçek karşısında boyut değiştiren ruhumuz, bizi görünen şu âlemden alır, elle tutamadığımız, gözle göremediğimiz, ama bütün hücrelerimizle hissettiğimiz bir âlemin kapısından içeri bırakır.
Haberini aldığımız kişi artık yoktur hayatta. Fakat onunla paylaştıklarımız, albümde tebessüm eden fotoğrafı, unutulmayan hatıralar asla yok olmaz. Onunla birlikte yaşananlar film şeridi gibi geçer gözümüzün önünden.
Kaybettiğimiz annemizse, bir daha ‘Anne!’ diyemeyeceğizdir. O artık bize, gülen gözlerle kapıyı açmayacak, sevgisinin sıcaklığıyla hayatımıza tat katmayacaktır. Her tükendiğimizde:
- Canım yavrum, her şeyde hayır vardır, canın sağ olsun. Sen benim her şeyimsin, gece-gündüz duamdasın, dilimdesin, diye ümit veren çilekeş sesini -hayatımız boyunca- artık duymamız imkânsızdır. Uyurken başucumuza gelip üstümüzü örten, gece gündüz gözyaşlarıyla bize dua eden şefkat âbidesi yıkılmıştır. Bunaldığımızda bizi serinleten muhabbet çağlayanını yitirmişizdir.
Kaybettiğimiz babamızsa ‘sırtımızı yasladığımız duvar’ göçmüştür. Bundan sonra kapı çaldığında elleri dolu dolu kapıdan içeri giren, bayramlarda sıraya dizilip eli öpülen dağ gibi bir varlık olmayacaktır. Eve geç geldiğimizde kimse bize kızmayacak, bir hata yaptığımızda içimizi ürperten, hayatımıza istikamet veren mânâlı gözler bize bakmayacaktır artık. Evimizin temeli sarsılmıştır âdeta, direği yıkılmıştır.
Genç bir evlâtsa gönderdiğimiz; geleceğe ait ümitlerimizi, yaşama sevincimizi de alıp götürmüştür. Dizimizin dermanını kesmiştir. Gülmeyi ayıp sayacağımız bir hayatı yaşamaya başlamışızdır artık. Odası, eşyaları, fotoğrafları... Ve ardında bıraktıklarıyla içimizden büyük bir parçayı koparıp kanatlanmıştır kuş misâli... En çok da kokusunu özleriz evlâdımızın... Gülen gözlerini bir defa olsun rüyamızda görmek için nelerimizi vermeyiz! Akranlarını her görüşümüzde, her düğünde, her bayramda kalkar kabuğu yaramızın. Dayanılmaz bir hâl alır hasreti yavrumuzun.
Yitirdiğimiz bir dostsa eğer; vefayı, birbirimize katlanmayı hatırlarız. Birlikte oturduğumuz sofraları, okul koridorlarındaki koşuşturmaları, sudan sebeplerle yaptığımız tartışmaları, beş dakika sonraki barışmalarımızı hatırlarız. Okul yıllığındaki resim, hatıra defterimizdeki dostâne cümleler, geleceğe dâir verilen sözler, hedefler... Hepsi ama hepsi bir hatıradan ibarettir artık.
Fânî olduğumuzu bir defa daha hatırlamak lezzetleri acılaştırmıştır hayatımızda.
Ölüm vardır... Bize de gelecektir... Çaresi yoktur...
Tükenmişizdir...
Ama bu, farklı bir tükeniştir. Bedenimiz dışında, başka bir tarafımızın da olduğunu anladığımız bir tükeniştir. Bu tükenişte ‘ben’ biter, ‘ben-ötesi’ başlar.
Beden cihetiyle yok olup, ruh cihetiyle hayata, belki de gerçek (ruh) hayatına devam ettiğimizi hissettiğimiz bir tükeniştir.
Bir daha, neye göre plân program yapmamız gerektiğini düşünmeye zorlanırız. Ölüm haberiyle, hakiki huzur için ölümden sonrasının inşa edilmesi gerektiğini keşfederiz.
‘Gidenin yok olmadığı, gideceğimiz zaman yok olmayacağımız’ bir âleme şiddetle ihtiyacımız olduğunun farkına varırız. İnancın altın iklime ulaştığı demlerde Yunus’un; ‘Ölümden ne korkarsın/Korkma ebedi varsın!’ mısralarının muhatabı oluruz. Ölümü bir terhis tezkeresi veya bir şeb-i arûs olarak görmeye başlarız.
Eğer ‘Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölüm’ olmasaydı, başka türlü Hakk’a koşar adımla yaklaşmamız mümkün olur muydu?
Ey baharın yolcusu! Bütün bunları senin ölüm haberini aldığımda düşündüm. Sen bana aslımı hatırlattın; ölümünle, bir defa daha ‘topraktan gelip toprağa gideceğimi’ anlattın.
Her kandilde telefonuma dua yüklü mesajın gelirdi. Bu kandilde sıra sıra gelen mesajların arasında seninki yoktu. Tuhaf bir burukluk çöktü yüreğime. Şimdi de ben sana dua yüklü bir mesaj gönderiyorum. Mezuniyet yıllığınızı elime alıyorum. Acı bir tebessümle derin derin yüzüme bakıyorsun. Yıllığa karaladığın satırları okuyorum. ‘Okulunu ve ülkeni en güzel şekilde temsil etmek istediğini...’ yazmışsın. Rabb’im bu duanı kabul buyurmuş. Seni okulundaki yüzlerce kişi arasından seçmiş. Müsterih ol! Ülkesini temsil edecek her arkadaşın da senden ibret alacak.
Bak yıllıktaki isimlere bir bir dua ediyorum senin vesilenle.
Ey ölümün genç ihtiyar herkese ne kadar yakıştığını gösteren yolcu!
Meğer sen ârifâne sükûnetinle ne büyük bir yolun yolcusuymuşsun!
Meğer sen tertemiz ahlâkınla, berrak edebinle ne güzel bir mekânın hazırlığındaymışsın!
Ne mutlu sana ki, dünyanın kirine pasına bulaşmadan; bahar kadar taze, bahar kadar temizken ayrıldın aramızdan. Bu ilâhî yarışta hepimizi geçtin ve hepimizden önce Sevgili’ye kavuştun.
Ne mutlu sana ki bizleri dünyaya daldığımız bir esnada, gafletin öldüren kollarından aldın, ölümlü olduğumuzu hatırlattın. Kalb ve ruhumuzun hasretini çektiği menzile yaklaştırdın.
Ne mutlu sana ki, sevenlerinin omuzları üstünde giderken, dâhil olduğun dairenin büyüklüğünü dosta-düşmana ilâhî bir ders gibi anlattın.
Ey bahar yolcusu!
Ey pek çok kişinin dua etmesine vesile olan yolcu!
Bize tohumların çiçeğe gebe olduğu bir bahar mevsiminde, hakiki baharı hatırlatarak ne büyük bir iyilik yaptığını bir bilsen!
Ölümü hatırlattığın kişi sayısı ve sana edilen dualardaki harfler adedince Rabb’im sana rahmet, ailene de sabır ihsan eylesin... Öbür taraftaki Hak dostlarına, bizden selâm söyle.
Müjdeler sana, endişeler bize.
Dualar sana, korkular bize.
Ebedî âlemde biz sevenlerini unutma.
Rabb’im bizi kendine, dostlarına ve birbirimize ebedî dost eylesin.

AMİN!!!...AMİN!!!...AMİN!!!...

SELAMLARIN VEDE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNİZE OLSUN...

HAYIRLI SAHURLAR...

17 Sept.

GÜNEŞ “YARIN SINAVIM var” deseydi, “Bugün

çarenize bakın” deseydi, ne yapardık?  

Kalbimiz “Beni çok yordun. Bugünlük dinlenmek

istiyorum artık” deseydi?

Âlem dile gelse ve bahaneler sunsa, kabul eder 

miydik, bilmiyorum. Ama biliyorum ki, benim  

bahanem çok, benim yapılacak ‘çok’ önemli  

işlerim var. Hatta öyle ki, bugün sönsem de olur,  

yarın yine yanarım diyebiliyorum çekinmeden..  

Ama birşeyler yarım kalıyor böyle olunca. 

Dünyam karanlıkta kalıyor.  

Güneşe nefis verilmemiş ve her gün aynı ziyayı  

saçmak kendisine emredilmiş. Güneş de “Emrin  

olur Allahım!” deyip yanmış ve güneş olmuş.  

Dolunay, bir ayın ortalarına doğru ışıkla dolmuş ve  

sonra eksilmişse, hep emir yerini bulduğundan  

olmuş.

Güneş eğer keyfine bırakılsa, bir gün doğup bir  

gün doğmasa idi, bugün canım sıkkın, bugün  

yorgunum deyip sönse idi, ne olurdu?  

Hepimiz feryat figan isyan mı ederdik? Güneşe

“Sen yorulamazsın, yanmak zorundasın” der

miydik?

İşte böyle de, kendimize göre ortaya koyduğumuz

 bahaneler yersiz oluyor. İşte bunun gibi, varlık

nurları içinde en önemli yeri oluşturan insanoğlu, 

 güneş kadar önemli olduğunu unutuyor.

Ve böylece, bahaneler vazifeler önünde birer set

oluyor.  

Bahanesiz günlere,  

Güneş gibi ay gibi, istikamette olmaya varmısın?

SELAM VEDE DUALARIMLA..KARDEŞ...


23 Aug.
hurizegt:
 
----   ----
   
  
20 Juni
nurettinzegt:
''http://img180.imageshack.us/images180/4227/bayrak13

selam arkadaşım sayfan çok güzel başarılarının devamını dilerim.bileğine kuvvet.yüreğine sağlık .kendine iyibak görüşürüz.

 

 

 

 

 

 

<IMG alt="" src="http://img180.imageshack.us/img180/4227/bayrak1316bhsz5sa8.gif" 16b

27 Mei
Bu Ağlamayı Dindirmek İçin Yavru

                

SENİN için bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak ızdıraplarını dindirmek, gönlünü abad etmek için. Bize gönül koyma, aheste - revlik ettik, vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan, sinemizde hep Yakub’un gadri efganı, içimizde Zeliha’nın aşkı hicranını taşıdık durduk. O ab-endam kametinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül’ün gibi kalbimde dağılıp durdu. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu.

HEM de sana el uzatmağa utanıyordum.. Aba-ı kenaiseyye-i hatırlatan cali şefkatimle karşına çıkmağa ar ediyordum zira sana, gözümün önünde kıydılar, zülüflerini tar-u mar edip, bu hale koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahk6r elimi eline... Sızlanışına rağmen uzatamamıştım... Kader’in, Faust’un kaderi, ama Mefiston kim? Kim reva gördü bunları sana? Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzare geldin. Geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmek elinde değildi. Etrafını büsbütün boş bulup halini aşina kimse göremedin. Asıl efganını sadece sen duyuyordun. Ve koşanlar, midenin ahü vahına koşuyorlardı. Bu günkü canhiraş feryatların, ta o zaman başlamıştı. Ta o zaman terk edilmiştin. Hem de can-feza iken. Sen başkalarının keyif ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin. Yalnızdın. Ve sahipsizdin.

DÜNÜN bu gününü doğurdu ve bu günün ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayrımındasın yavrucuk... Şimdi bana müsaade et de, şu badirede Bahadır’ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryadımı ruhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında gerektiği an imdadına koşamadığım için de kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım. Ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyif uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etme - kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefaletini hazırlayanları affeyle yavrucuk

       

OKYANUSLAR DOLUSU SELAM VEDE DUALARIMLA ARKADAŞIM...

18 Mei
18 mei

yüzlercesi(ama benim en yakışıklısı)

 
 

 

 
 sevgylekalinmehmet9mkFGGDFG
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
21 maart

yakisikli_mehmett@hotmail.com\aslordu_n@hotmail.com

 

 


  y1ppK4hWgogPZlEMzZ7-Ftb_ya4x01TGcfEEkRoOVIfF012gLM8T5CyHI9TrJXTDXHVTo50EOgqs6g          shark                      shark                                  shark           

         009                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

  

                                                                                                                                                                                     

  woofer3                   woofer3

 

 

o7vpzbi0ou9breakth_contentaux3breakth_contentaux3

 

 

 

  Capoeira_gifCapoeira_gif

 

 

yakisikli_mehmett@hotmail.com

 

 


 

             mm     h5br7  mm                  

          

 

       sarı            danscigifleri23.gif      hipapçı çocuk
            

     

                                                                                                                                  y1pDObmfcfKgNHnyp5J1buLwQ1Ss2thFw-1fqx0yzBD-CYjWmZlNoszdhOsF4d_PXDIzHTG29eHHoK-852lKhNtNjcG7xuQ04Yc        1

 

           

     

 

  

mehmet

 

 


 

 


                                                                 
      
         
20 maart

mehmet

 

 jean_claude_van_damme

fERRARİfERRARİ2

fERRARİ3fERRARİ4fERRARİ5fERRARİ6

 

 

 

 

 

 

 
Foto 1 van 13